Hayatımız Sınav (mı?)
"Bu yıl derslere, sınavlara çalıştığım kadar Dershanedeyken ÖSS'ye çalışsaydım Tıp Fakültesini kazanırdım."
Taylan ALGÜL
(2006-2007 Mezun Dershanesi Öğrencisi 2007-2008 Veterinerlik 1.Sınıf Öğrencisi)
(Yukarıdaki sözün altına 'BEN DE İMZA ATARIM' diyen Mezunlaların mesajlarını bekliyoruz. İletişim formu için tıklayınız.)
Merhaba Sevgili Gençler,
Her yıl yaklaşık bir buçuk milyon adayın katıldığı bir sınava hazırlanıyorsunuz. Bu, YGS-LYS’ye ilk hazırlanmanız olmadığı gibi, muhtemelen hayatınızdaki ilk ciddi sınav da YGS-LYS değil! Öncesinde pek çoğunuz en azından bir OKS’ye (eski adıyla LGS, şimdiki adıyla SBS) girmiştiniz.
Ve yine, her ne kadar bazılarınıza çok büyük, çok hayati bir sınav gibi görünse de, YGS-LYS girdiğiniz son büyük sınav da olmayacak. YGS-LYS’den sonra üniversite yaşamınız boyunca her biri deve dişi (!) gibi görünen bir çok vize ve final sınavına gireceksiniz. Bunlar yetmezmiş gibi, okul biter bitmez KPSS gibi, KPDS gibi, LES gibi, sınavlara gireceksiniz. Dahası edinmek istediğiniz mesleğe, girmek istediğiniz sektöre ve kuruma özgü sınavlar karşınıza çıkacak. Öyle ki, şu an üniversiteli veya üniversite mezunu olan birçok arkadaşınızın dediği gibi:
- “YGS-LYS aslında hiç de zor değilmiş!” diyeceksiniz.
Peki, ne yapmalı?
Bir kere aslında yukarıda peş peşe sıraladığımızda gözünüzü korkutan sınavlara, daha doğrusu sınav olayına bakışımızı değiştirmeliyiz. Hepsi bir solukta, bir paragrafta sıralanan bunca sınava bakarak:
- “Hayatımız Sınav!” demek de var;
- "Sınavları hayatımızın kaçınılmaz ve sıradan bir parçası" olarak görmek de var.
Sınava girmek, sınanmak, elenmek, seçilmek, yerleştirilmek, daha kötüsü seçilememek ve yerleştirilememek hoşumuza gitmeyebilir.
Ama bu hoşnutsuzluğumuz bir gerçeği değiştirmiyor: